Hasta Çocuklar İçin Kan, Trombosit ve İlik Bağışının Hayati Önemi
Lösemi ve ağır hasta çocuklar için acil ihtiyaç duyulan trombosit (aferez), kan ve kök hücre (ilik) bağışının süreçleri, efsaneler ve hayat kurtaran gerçekler.
Hasta Çocuklar İçin Kan, Trombosit ve İlik Bağışının Hayati Önemi
Çocuk hastanelerinde özellikle Lösemi (kan kanseri), Akdeniz Anemisi (Talasemi) veya ağır ameliyatlar geçiren çocuklar için oyuncak, kitap veya para bağışından çok daha acil, yeri doldurulamaz ve kelimenin tam anlamıyla can veren tek bir ihtiyaç vardır: İnsan kanı ve kök hücre. Fabrikalarda üretilemeyen, sadece sağlıklı bir insanın damarlarında dolaşan bu mucizevi sıvıyı paylaşmak, bir çocuğun hayata tutunmasını sağlayan tek köprüdür. Maalesef toplumdaki bilgisizlik, iğne korkusu veya kulaktan dolma yanlış inanışlar (şehir efsaneleri) yüzünden, birçok çocuk uygun donör (bağışçı) bulamadığı için hayatını kaybetmektedir. Kan, trombosit ve ilik bağışı süreçlerini doğru anlamak, korkuları yıkmanın ilk adımıdır.
Trombosit (Aferez) Bağışı Nedir, Neden Sürekli İhtiyaç Duyulur?
Kanser tedavisi (kemoterapi) gören çocukların kemik ilikleri baskılandığı için, kanamayı durduran "trombosit" hücrelerini üretemezler. Çocuğun burnu kanadığında veya vücudunda iç kanama başladığında, ona acilen dışarıdan trombosit verilmezse durum ölümcül olabilir. Trombositlerin ömrü kan gibi uzun değildir; vücuttan alındıktan sonra sadece 5 gün saklanabilirler. Bu yüzden "kan bankası dolsun" mantığıyla stoklanamazlar; her gün, her saat yeni ve gönüllü trombosit (aferez) bağışçılarına ihtiyaç vardır.
Nasıl Yapılır?: Aferez cihazına bağlanırsınız. Cihaz kanınızı çeker, içindeki sarı renkli trombositleri süzer ve kanın geri kalanını (kırmızı kan hücrelerini) size tekrar geri verir. İşlem yaklaşık 1 saat sürer. Kanınız eksilmediği için halsizlik yapmaz ve sadece 3 gün sonra vücudunuz o trombositi %100 oranında yeniden üretmiş olur. Siz film izlerken verdiğiniz o sarı sıvı, bir çocuğun kanamasını durduran bir mucizedir.
Kök Hücre (İlik) Bağışı: Efsaneler ve Gerçekler
Türkiye'deki en büyük yanlış anlama ilik nakliyle ilgilidir. İnsanlar "İlik bağışı" dendiğinde sırtlarından devasa iğnelerle omurilik sıvısının alınacağını, felç kalacaklarını düşünürler. Bu tamamen asılsız bir efsanedir! (Omurilik ile Kemik iliği bambaşka şeylerdir).
TÜRKÖK projesi aracılığıyla Kızılay'a gidip sadece 3 küçük tüp kan verdiğinizde (rutin kan tahlili gibi), genetik haritanız sisteme kaydedilir. Eğer aylar veya yıllar sonra genetiğiniz bir lösemi hastası çocukla %100 eşleşirse size ulaşırlar. Nakil işlemi ise tıpkı kan vermek gibidir. Size birkaç gün hücre artırıcı aşı yapılır, sonra kollarınızdan aferez cihazına bağlanırsınız. Kanınızdan kök hücreler süzülür ve siz aynı gün evinize yürüyerek dönersiniz. Hiçbir ameliyat, neşter veya anestezi yoktur. Sizin kolunuzdan süzülen o kan, çocuğa nakledildiğinde onun vücudunda yeni ve sağlıklı kan üretmeye başlar; yani ona kelimenin tam anlamıyla yeni bir hayat verirsiniz.
Düzenli Kan Bağışının Toplumsal Gücü
Sadece acil anonslar duyulduğunda (Örn: "Acil AB Rh(-) kan aranıyor" tweetlerini gördüğümüzde) kan merkezlerine koşmak yerine, düzenli kan bağışçısı olmak en büyük sivil toplum gücüdür. 18-65 yaş arası, ciddi kronik hastalığı olmayan ve 50 kilonun üzerindeki herkes kan verebilir. Unutmayın, o ünitelerde bekleyen kanların veya iliğin bir gün kendi çocuğunuz, eşiniz veya sizin için gerekmeyeceğinin dünyada hiçbir garantisi yoktur. Damarlarınızda boşa akan bir yaşam pınarı var; onu toprağa değil, bir çocuğun damarlarına akıtın.
Yanlış Bilinenler ve Bağışçı Psikolojisi
Toplumumuzdaki en büyük bariyerlerden biri "Kan verirsem kilo alırım, halsiz kalırım veya enfeksiyon kaparım" şeklindeki tamamen uydurma efsanelerdir. Kızılay ve üniversite hastanelerindeki tüm kan alma ve aferez işlemleri, tek kullanımlık, gözünüzün önünde açılan tamamen steril setlerle yapılır. Sizin sistemden herhangi bir virüs veya hastalık kapmanız fiziksel olarak imkansızdır. Ayrıca, kan verdikten sonra vücudunuz hızla yeni ve taze hücreler üreterek kendini yeniler; yani bağış yapmak sadece karşıdaki hastaya değil, sizin kalp sağlığınıza ve hücre yenilenmenize de muazzam bir katkı sağlar. Damarlarınızda taşıdığınız bu mucizeyi, hiçbir karşılık beklemeden tanımadığınız küçük bir çocuğun hayatını kurtarmak için kullanmak, insanlık onurunun ve sivil toplum bilincinin ulaştığı en yüce noktadır.
Kan ve ilik bağışının önemini toplumun her kesimine yaymak, efsaneleri yıkmak ve insanları bu basit ama hayati adıma teşvik etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Siz günlük hayatınıza devam ederken, verdiğiniz o birkaç tüp kanın veya bir ünite trombositin, bir hastane odasında nefes nefese bekleyen bir çocuğun bedeninde nasıl bir yaşam ateşine dönüştüğünü bilmek, tarif edilemez bir duygudur. İçimizdeki bu yaşam kaynağını paylaşmak, sadece tıbbi bir ihtiyaç değil, insan olmanın ve birbirimize görünmez bağlarla bağlı olduğumuzun en somut ve en mucizevi kanıtıdır.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Sevgi
0
Komik
0
Kızgın
0
Üzgün
0
Vay Canına
0